10. Bölüm

Kayıp Kıta:Mu

Bilim dünyası, gerek Churchward’ın ortaya çıkardığı Mu uygarlığının, gerekse bir diğer batık kıta olan Atlantis’in varlıklarını kuşkuyla karşılamaktadır. Ancak yine bilim dünyası, bu iki kıtanın battığı öne sürülen tarih olan 12 bin yıl önce dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşandığını onaylamaktadır. Kaldı ki, dünyanın hemen her yerindeki kavim ve milletlerin tufan efsaneleri de, büyük bir felaketin yaşandığını doğrulamaktadır ve bilim dünyası ister kabul etsin, ister etmesin, Mısır, Maya kalıntıları, Paskalya adası uygarlığı gibi bugün nasıl ortaya çıktıkları izah edilemeyen birçok eser bu batık kıta uygarlıklarının varlığı ile mantıklı izahlara kavuşabilmektedir. Ancak, dünyanın geçirdiği tufan felaketi nedeniyle çok az belge ve bulgunun kalmış olmasına rağmen, bu belge ve bulgular, insanoğlunun dünya üzerindeki uzun geçmişinde, günümüz uygarlığının dışında en az bir büyük uygarlık daha yaratmış olduğunu ve hatta bugünkü uygarlığın temellerinin de bu eski uygarlıkta atıldığını ortaya koymaktadır.

Mu kıtasında bilim ve kültür Dünyanın bir başlangıcı olduğu gibi birde yok oluşu ve sonu olacaktır diğer tüm yaratılıp yok edilen kozmik nesneler gibi.Milyonlarca yıldır dünya gezegeni üzerinden nice görkemli,ilkel varlık sistemleri belirli bir evrim sürecini yaşamak için gelip geçmişlerdir.Onlar genellikle kendilerinden sonraki uygarlıklara kendi kültürlerini ve pek çok unsuralrı miras olarak bırakmışlardır.Mu ve Atlantis Uygarlıklarından da bizlere pek çok uygarlık kalıntıların kaldığı bilinmektedir.Çünkü birbirlerine böylesine yakın ve bağlı dönemler içerisinde ortaya çıkan bu Uygralıklar aslında bir genel evrim devresinin birer parçaları olmalarından ötürü birbirlerine bu tür çeşitli açılardan girişim yapmaktadır.Sözgelimi Mu uygarlığı ve Atlantis Uygarlığı birbirlerine etkide bulunmuşlar ve onların her ikiside şimdi bizim uygarlığımızı etkilemişlerdir.Mu’da Bilim Ve Bazı Teknik Araçlar Mu‟lular günümüz uygarlığından pek çok alanda daha ileri seviyelere ulaşmışlardı. Özellikle spiritüel bilimlerde günümüzle kıyaslanamayacak derecede ileri bir aşamaya vardıklarını Eski Hint Metinleri de doğrulamaktadır. İ.S. 8. Yüzyılda Mahavira‟yı yazan Bhavabonti şöyle der: “bilgin Rama‟ya, Crimbhaha‟nın sırlarını verdi. Bu sırlardan biri Prasvapana idi. Yüksek bir uyuşturucu gücü olan Prasvapana, Kumphakana ordularını bir anda yok edecek kadar kudretliydi” Mahavira‟nın beşinci bölümünde, Rama şu açıklamayı yapmakta: “kutsal bilimin sırları ancak inisiyelere malumdur. Binlerce yıldan beri ermişler, Brahma ve başkaları, bu silahların zaferlerini gördüler ve öğrendiler. Kriçaçva, Mantraşlar‟ın gizli bilimlerinin bütün sırlarını açıklamıştı. Bana da bunları Viçvamitra söyledi.”Gene Mahavira‟nın beşinci bölümünde, Puşpaka denen bir çeşit hava taşıt araçlarının eski başkent Ayadha‟nın halkını taşıdığı yazılıdır. Ayrıca bu hava taşıt araçlarının, gece seferlerini yaparlarken birer yıldız gibi parladıkları belirtilmektedir.Mu Bilim Rahiplerini Olağanüstü Yetenekleri Öte yandan Hint yogasutrası, Aiçvaryalar‟dan söz eder. Aiçvaya bir insanın malik olduğu halde tanımadığı melekeleri öğretme bilimidir. Yogasutra,aşağıda yazılı olan bilim türlerinin Nacaller‟den,yani MU‟da hem rahip hem de bilgin sıfatıyla yaşayan bir sınıftan(mu bilim rahiplerinden)alınmış olduğunu yazar. Hint Aiçvaryalar‟ı yedi bölüm halindedir: 1. AMMA- irade ile maddeleri ufaltıp büyütebilmek(telekinezi) 2. LGHİMA- cisimleri hafifletebilmek ve havada durdurabilmek(levitasyon) 3. PRAPTE-zaman sınırlarını aşarak heryere ulaşmak ve düşünce nakli(telepati) 4. PRAKAMYA- irade yolu ile gaz ve sıvı cisimler arasından olduğu gibi katı cisimler arasından da geçebilmek(ışınlanma) 5. İÇİTRİTYA-maddelerin özelliklerini değiştirebilmek(alşimi) 6. SOHTART-kendi bedenine ikinci bir ruh sokabilmek veya başka bir vücuda sahip olabilmek(hüddamlılık ve ikiz beden) 7. ATARTVAÇ-görünmez olabilmek(demateryalizasyon)

Mu Uygarlığında Mimari Mu‟luların ileri bir mimariyle inşa ettikleri yapılar arasında taştan saraylar ve devasa tapınaklar da vardır. W.J.Thomson‟nun çözdüğü bir Paskalya adası tabletinde MU‟daki yollara ilişkin şunlar söylenmektedir: “koca kıtayı bir örümcek ağı şeklinde düzgün yol sistemleriyle örmüşlerdi. Yolarlın yapımında kullanılan düz taşlar birbirine öyle kenetlenmişti ki hiçbir çıkıntı ve çöküntü yoktu.”Mu’da İfade Vasıtası Olarak Yazı Churchward‟a göre Mu alfabesi 16 harften meydana gelmişti, bunlardan başka iki sesli harfin birleşmesinden meydana gelen harfler de vardı. Harfler çeşitli şekiller ve semboller halindeydi.Mu‟da genel olarak kullanılan yazı şeklinden başka sadece bazı bilim rahiplerinin kullandığı hiyeratik yazı şekli vardı ki, ezoterik anlalar taşıyan u yazı şekliyle bir çok şey sembolize edilmekteydi.

İlk dini semboller basit ve çizgi(hat) halindeydi. Bu çizgiler çeşitli anlamlar taşıyordu ve üstatlar da bu çizgilerin taşıdığı anlama göre öğretiyorlardı. Zamanla çizgiler birleştirilmiş ve geometrik şekiller halini almıştır.