8. Bölüm

Kayıp Kıta:Mu

Bilim dünyası, gerek Churchward’ın ortaya çıkardığı Mu uygarlığının, gerekse bir diğer batık kıta olan Atlantis’in varlıklarını kuşkuyla karşılamaktadır. Ancak yine bilim dünyası, bu iki kıtanın battığı öne sürülen tarih olan 12 bin yıl önce dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşandığını onaylamaktadır. Kaldı ki, dünyanın hemen her yerindeki kavim ve milletlerin tufan efsaneleri de, büyük bir felaketin yaşandığını doğrulamaktadır ve bilim dünyası ister kabul etsin, ister etmesin, Mısır, Maya kalıntıları, Paskalya adası uygarlığı gibi bugün nasıl ortaya çıktıkları izah edilemeyen birçok eser bu batık kıta uygarlıklarının varlığı ile mantıklı izahlara kavuşabilmektedir. Ancak, dünyanın geçirdiği tufan felaketi nedeniyle çok az belge ve bulgunun kalmış olmasına rağmen, bu belge ve bulgular, insanoğlunun dünya üzerindeki uzun geçmişinde, günümüz uygarlığının dışında en az bir büyük uygarlık daha yaratmış olduğunu ve hatta bugünkü uygarlığın temellerinin de bu eski uygarlıkta atıldığını ortaya koymaktadır.

Kıta’nın batışını anlatan bölümde Halkın “ Ya mu bizi kurtar “ diye bağırdığına dikkat çekerek MU nun aynı zamanda bir ilah adı olduğu sonucuna vardı. Mu dili kökenli özel isim ve sıfatları Öz Türkçe ile karşılaştırarak notlar alıyordu. Mu sembollerini Latin harfleriyle karşılaştırıyordu.

Salih Bozok’un konu ile alakalı aktardıkları bu kadarla kalsada Kısa bir süre sonra Atatürk Tahsin Beyi Meksika’ya elçi olarak atamış ayrıca Tbmm bütçe kayıtlarından da anlaşıldığı üzere kendisine yüklü bir araştırma bütçesi tahsis etmiştir.Tahsin Beyin esas görevi Maya dilinin Türkçe ile olan benzerliğini ve Maya tabletlerini araştırmaktı.

Tahsin Beyin Meksika’ya varışından bir süre sonra Etnoğrafya müzesinden bazı uzmanları yanına görevli olarak gönderildiler. Ekip çalışmalarına başladı.Araştırmaların sonucunu Tahsin Bey 3 ciltlik bir kitap haline getirerek belge ve fotoğraflarla Atatürk’e sundu. Kitaplarda Maya Aztek ve İnka uygarlıklarının kullandıkları eşyaların Türklerin kullandıkları eşyalara ne kadar çok benzediği hatta davulların da ve kalkanlarında kullandıkları ay ve yıldızın Türk bayrağındaki ay ve yıldızdan hiçbir farkı olmadığı açıkça kanıtlanıyordu.

Ayrıca yüksek meblağlar karşılığında William Nouvo’nun elinde bulunan tabletlerden bir tanesi satın alınarak Atatürk’e gönderildi.Tablet şu anda halen Atatürk’ün saklı mektupları ilebirlikte muhafaza edilmektedir.Atatürk’e Kitaplar haline getirilip sunulan araştırma sonucu ise 70’lere kadar Türk dil kurumunda bulunuyordu şu anda Anıtkabir kütüphanesinde iki cilt olarak 1301 ve 1302 numarası ile halen ziyarete açıktır üçüncü cilt ise kaybolmuştur.Ayrıca Churchward kitaplarından yapılan çevirilerde 4 cilt olarak aynı yerde saklanmaktadır.

Yine Tahsin Beyin Meksika da çekip Atatürk’e yollattığı 700 ü aşkın fotoğrafta Anıtkabir fotoğraf arşivinde yer almaktadır.Fotoğraflarda tapınakların sunakların antik Türk kültüründekilere ne kadar benzediği açıkça görülmektedir.Ayrıca Atatürk’ün özellikle ilgilendiği bazı fotoğraflarda tapınaklar da ayinleri yöneten kişilerin kürsülerin de istisnasız şekilde Türklerin ilk sembolü ve dünyada sadece Türk mitolojisinde görülen bozkurt figürünün birebir aynısının kullanılması olmuştur. Sonuç olarak Atatürk akademik ve bilimsel delillerle desteklenen bir Türk tarih tezi sunmuş ancak bunu kitaplaştırmaya ömrü vefa etmemiştir. Teze göre şu sorulara net cevaplar veriliyordu;


*Türkler Orta asyadan gelmiştir. Ancak orta Asya’ya nereden ve ne zaman gelmişlerdi?

* Türklerin Amerika kıtasının yerlileri olan İnca, Maya ve Azteclerle olan tartışmasız benzerlikleri nasıl açıklanabilirdi?

* Dünya Tarihi Nerede Başlamıştı? Orhun Yazıtlarıyla Maya Tabletleri nasıl paralel olabilmektedir?

Bu arada bir dipnot olarak belirteyim; Tahsin beyin soy adı Mayatepektir. Bunun sebebi ise Maya dilinde tepe sözcüğünün karşılığının tepek olmasından ileri gelir. Tahsin bey 1932 ila 1938 yılları arasında Türk tarih kurumuna araştırmaları sonucu tuttuğu yüzlerce notu 14 ayrı rapor halinde yollamıştır. Raporların bazı kayıp parçaları zaman zaman sahaflardan zaman zaman da bazı kişilerden parça parça ortaya çıkmaktadır. Tahsin Beyin torunu Osman Mayatepek bir canlı yayına telefonla bağlanarak yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekicidir.

Ne yazık ki Elde olan raporların sadece küçük bir kısmı ancak 2006 yılında kitap haline getirilebilmiştir. Bence Anıtkabir arşivleri acilen açılmalı ve uzman bir ekip Atatürk’ün yarım bırakmak zorunda kaldığı bu hayalini gerçekleştirmelidir.